BAHAR AYLARINDA NASIL BESLENMELİYİZ?

Her mevsim geçişinde olduğu gibi bahar mevsimine geçerken de değişen hava sıcaklıkları insan vücudunda bağışıklık sistemini zorluyor. Bağışıklık dengelerinde bozulma ve buna bağlı hastalıkların görülme sıklığında artış meydana gelebiliyor. Peki bu aylarda nasıl beslenmeliyiz? Cevabını Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Aynalı verdi.

Bahar aylarında mideden salgılanan ‘histamin’ artışı ile birlikte alerjik reaksiyonlar gözlendiğini belirten Dyt. Elif Aynalı, “Histamin salgısındaki artış, bağışıklık sisteminin bir tehdit karşısında gösterdiği tepkidir. Bu sayede vücut bahar aylarında bir yiyeceğe, havadaki polene ya da toza alerji geliştirmeye daha yatkın hale gelir. Histamin, sekresyonu arttıran bir nörotransmitter olarak görev yapar ve mideden salgılanan HCl (hidroklorik asit) salgısının da artmasına neden olur. Normalden daha asidik hale gelen mide, reflü ve gastrit şikayetlerini arttırabilir. Asidik mide içeriğini nötrlemek için daha çok bikarbonat sekresyonu gerekir ve bu durum tüm sindirim ve dışkılama alışkanlıklarını değiştirebilir. Yani bahar aylarında görülen histamin artışıyla birlikte alerjik reaksiyonlar ve sindirim sistemi problemleri kaçınılmazdır” dedi.

Antihistaminik türü ilaçlar, histamin salgısını baskılar ve böylece alerjik durumu ortadan kaldırırlar. Fakat güçlü bir bağışıklık sistemi varsa bu tür ilaçlara ihtiyaç duymadan bile alerjiyi azaltmak ya da ortaya çıkmadan kaldırmak mümkündür.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Aynalı, “Bağışıklık sistemi önceki nesillerden, genler sayesinde yeni nesillere aktarılmış bilgileri kullanarak vücuda giren yabancı maddeleri tanıyan ve ona karşı savunma yanıtı oluşturarak enfektif bölgeye hücum eden, karşılaştığı her mikrop için farklı savunma mekanizmaları oluşturan sistemdir. Bağışıklık sistemini genetik dışında dışardan desteklemek de mümkündür. Gastrointestinal sistemdeki mikrobiyatamız, farklı bağışıklık faktörlerini sentezleyebilmektedir. Mikrobiyatayı destekleyecek en güzel bileşikler probiyotik, prebiyotik ve simbiyotiklerdir. Özellikle bu dönemde kullanılacak ev yapımı turşular, sirke, soğan, yer elması, tam taneli tahıllar, kurubaklagiller ve kefir, bağırsak florasının gelişmesine yardımcı olarak bağışıklığı destekleyecektir. Doğal formlar dışında probiyotik/prebiyotiklerin medikal formları da vardır. En uygun probiyorik takviye formu için diyetisyeninize veya doktorunuza danışabilirsiniz.

Beslenmeyle alınan antioksidan,fenolikler, fitokimyasallar ve biyoaktif bileşikler de bağışıklığı güçlendirir. Başta C, E, A, D, B9, B12 olmak üzere tüm suda ve yağda çözünen vitaminler; selenyum, demir, çinko gibi mineraller, omega-3 ve çözünür/çözünmez posa önemli bağışıklık destekçilerindendir. Sebze ve meyvelerin içinde bulunan flavonoid, karotenoid ve polifenoller antioksidan kapasiteyi arttırarak bağışıklığa katkı sağlarlar. Mevsim meyvelerinden armut, limon, çağla, can erik, çilek; sebzelerden brokoli, pırasa, havuç, enginar, şalgam, kuşkonmaz; baharatlardan zerdeçal, zencefil, tarçın; kükürtlü sebzelerden soğan ve sarımsak mutfakta mutlaka kullanılmalıdır.

Yeterli miktarda tüketilen protein ve yapılan fiziksel aktivite doku gelişimi, onarım ve kas kütlesi yapımına katkı sağlar. Kırmızı etin çinko içeriği de bağışıklığa katkıda bulunur. Diyette size uygun belirli miktarda yumurta, et çeşitleri, süt ve süt ürünleri mutlaka yer almalıdır.

Yaz aylarına hazırlanırken dikkat!

Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte beden kaygısına bağlı zayıflama diyetleri de uygulanmaya başlar. Enerjiden ciddi kısıtlı ve makro/mikro besin ögelerinden dengesiz bir beslenme programı da bağışıklığın düşmesine ve hastalanmanıza neden olabilir. En dengeli beslenme planını oluşturmak ve bağışıklığınızı dik tutmak için diyetisyeninizden yardım isteyebilirsiniz” ifadelerini kullandı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir